Sağlık Güvenliği, toplum sağlığını tehlikeye atan akut halk sağlığı olaylarına karşı kırılganlığı en aza indirmek için gerekli olan proaktif ve reaktif faaliyetleri ifade etmektedir. Türkiye’de Sağlık Güvenliği Projesi, öncelikli olarak “tüm tehlikeler” bakış açısıyla ve sektörlerarası işbirliği ile entegre hazırlıklılık ve müdahaleyi, merkezi ve il düzeyinde salgın potansiyeli olan sağlık tehditleri için erken uyarı ve cevap sisteminin güçlendirilmesini hedeflemektedir.

Genel Müdürlüğümz, Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından desteklenen ve bulaşıcı hastalıkları ele alan önceki üç proje turunda Türkiye'de erken uyarı ve cevap sisteminin uygulanmasında önemli ilerleme kaydetmiştir. Bu projeler dizisinin 4. turu olan Türkiye’de Sağlık Güvenliği Projesi’ndeki bileşenlerden biri akut halk sağlığı tehditleri için erken uyarı ve cevap sisteminin 81 ili de kapsayarak güçlendirilmesini içermektedir.

Genel Müdürlüğümüz tarafından Dünya Sağlık Örgütü’nün teknik desteğiyle yürütülmeye başlanan Avrupa Birliği fonlu Türkiye’de Sağlık Güvenliği Projesi kapsamında Akut Halk Sağlığı Tehditlerinin Önceliklendirilmesi Rehberleri Sektörlerarası Revizyon Çalıştayı 11-13 Aralık 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Akut halk sağlığı tehditleri ve acil durumlar alanında, hazırlıklılık ve uygun cevap/müdahale için ulusal planlama büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, zaman içinde değişebilecek risklerin ve ihtiyaçların gözden geçirilmesi ve kanıta dayalı önceliklendirmenin sağlanması halk sağlığı sürveyansında ve erken uyarı ve cevap sisteminde insan gücü ve ekonomik kaynakların doğru kullanılmasını sağlayacaktır. Uygun ve ihtiyaca cevap verebilecek hazırlıklılık planlarının oluşturulması ve müdahale eylemlerinin sağlanması için önceliklendirme esastır. Erken uyarı ve cevap sistemi kapsamında uygun ve yeterli düzeyde uygulama sağlayabilmek için biyolojik, kimyasal, çevresel ve radyonükleer olarak başlıca 4 gruba ayrılan akut halk sağlığı tehditleri konularında uzman katılımcılar tarafından daha önce düzenlenen iki çalıştayda ele alınmış ve üzerinde çalışılmıştır. Biyolojik, kimyasal, çevresel ve radyonükleer tehditlere yönelik olarak önceliklendirme kriterleri belirlenmiş ve uygulama egzersizleri yapılmış, vaka tanımları gözden geçirilmiş ve bunların sonucunda taslak liste ve algoritmalar hazırlanmıştır. Bir önceki sektörlerarası işbirliği çalıştayında ilgili birimlerin erken uyarı ve cevap açısından ne şekilde işbirliği yapabileceğine, hangi verilerin veya olay bilgilerinin paylaşılabileceğine dair yöntemler ve bilgi alışverişi sağlanmıştır. Bu çalışmalar sektörlerla ikili toplantılar olarak devam etmektedir.

Bu çalıştayda yapılan tüm bu çalışmaların ürünü olarak hem merkezi, hem de il düzeyinde kullanabileceğimiz rehberlerin oluşturulması sağlanmıştır. Sağlık tehditleri açısından daha güvenli bir Türkiye ve daha güvenli bir dünya için…